Gülçin Çakıcı (Maltepe Üniversitesi)
Televizyon Dizileri Türk Sineması’nın Sermaye Sorununa Bir Çözüm mü?


Türk Sineması’nın başından beri özgün ve kendi dinamiği ile gelişen/endüstriyel bir sermayesi olmadığı için film çekmek adına her dönemde geçici çözümler üretilmiştir. Bu bağlamda günümüzde çözüm modeli olarak bazı yönetmen ve yapımcılar televizyon dizilerinden elde ettikleri gelir ile sinema yapmaya yönelmişlerdir. Bu çalışmada; genel olarak sinema sermayesinin oluşumu, dünyada ve Türkiye’deki örnekleri ve bu bağlamda günümüzde Türk sinemasının en önemli sermaye dayanağı olarak kabul edilebilecek televizyon dizilerinin, sinemamıza etkileri ele alınacaktır.


Tülay Çelik (Maltepe Üniversitesi)
Türk Sineması’nda Yönetmen - Anlatım Dili Ekseninde Bir Karşı Alan Olarak Düşük Bütçeli Yapımlar


Sinema bir anlatım dili olarak tanımlandığında, sinema estetiğinin de, filmin dilini kapsayan bütün öğeleri içerdiği söylenebilir. Anlatı yapısından karakterlere, kamera konumundan kamera açısına, mercek seçiminden filmin rengine, çerçeve içindeki düzenden, kurgu biçimine kadar her şey bu dilin belirleyen unsurlarıdır. Fakat bir kitle iletişim aracı olan sinemanın, yaratım – paylaşım - değişim aşamalarını şekillendiren ekonomik temel, sinema estetiğinin de belirleyici bir unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Filmin bütçesi ile filmin dili arasında nasıl bir ilişki kurulmalıdır ? Bu çalışma bu noktadan hareketle, küçük bağımsız anlatıların taşıyıcısı olarak alternatif sinema içinde yer alan düşük bütçeli yapımların estetik unsurlarını ele alarak, egemen söyleme ve ideolojiye direnme noktalarının üretilme şartları üzerinde durmayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda temel çerçeve, Türk sinemasında düşük film bütçesinin, yönetmelerin sinema dili üzerindeki etkileri olarak belirlenmiştir.


Hülya Önal (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi)
Türk Filmlerinin Pazarlama Stratejilerinde Yeni Paradigmalar; Star Öldü, Yaşasın Yeni Star-Yönetmen


Bu çalışmanın temel amacı; seksen sonrası büyüyen yabancı ortaklı reklam ajansları ve burada yetişen (reklam) yönetmenlerinin, sayıları ve mezunları hızla artan sinema/tv. eğitiminin, her daim sinemayla ve televizyonla çıkar işbirliğinde olan basın ve 90’larla beraber çehresi değişen televizyonun, sinemayı nasıl pazarladığı ve son kertede “ Bu bir……filmidir” ibaresiyle (sanatçı) yönetmeni de bu satış stratejisi içine dahil ettiğini ortaya koymaktır.Bu sorunun yanıtını ararken, seksen öncesi ve sonrasındaki film pazarlama yöntemlerinin değişen paradigmalarından biri olan “yönetmen” özerinde odaklanıp, aslında Hollywood’ta Spielberg, Scorsese, Altman gibi yönetmenler tarafından anlamı çoktan para getiren imzaya dönüştürülmüş “auteur” kavramı üzerinde duracağız. Yönetmenin sanatçı kimliğini ifade eden kavram ile günümüzde (Türkiye’de de) taşıdığı anlamı ortaya koymak, bir ölçüde “para” ve “sanat” paradoksu tartışmalarına katkı sağlayacaktır.


Nigar Pösteki (Kocaeli Üniversitesi)
Gündelik Hayatın İçerisinde Metalaşan Aşk ve Sinemada Aşk ve Paranın Karşılaşması Sonucunda Ortaya Çıkan Soru: “Aşk mı, Para mı?”


Toplumun aynası olarak düşünülen sinemada aşkın yüceltildiği Türk melodramlarında da aşk ve paranın birçok kere karşı karşıya kaldıkları görülmektedir. Parasal ilişkilerin aşk ilişkileri ile çarpıştığı yerlerde Yeşilçam Sineması kendisine göre birtakım sonuçlar üretmiştir. Melodramın genel özelliklerine de uyan bir biçimde basit çözümler ile paranın getirdiği farklılıklar eşitlenmiştir. Türk Sineması denince zengin-fakir aşkı akla gelmektedir. Birçok filmde aşıkların önlerindeki en önemli engellerden birisi paradır. Bu engele çözüm de yine filmlerden gelmiştir. Zengin tarafın bir anda fakir düşmesi, fakir tarafın miras, piyango ya da ünlü bir şarkıcı olma yolu ile zenginleşmesi gibi yollar ile mutluluk sağlanmıştır. Bildiride Türk Sinemasının aşk ve para ilişkisine bakışı ve “aşk mı, para mı?” sorusuna verdiği yanıtlar aranacak ve günümüzde, 1960-1975 döneminin Yeşilçam Sinemasının yaşadığı TV dizilerinde bu soruya verilen yanıt ortaya konulmaya çalışılacaktır.


Aslı Selçuk (Yıldız Teknik Üniversitesi)
Türk Sinemasında Para Olgusu


1960’ lardan 2000’ lere dek uzanan filmlerde para olgusu, ülkemizin geçirdiği
giderek hız kazanan sosyal, siyasal ve ekonomik olaylarla doğrudan doğruya bağlantılıdır. Her açıdan bir toplumun hem siyasi hem fiziki coğrafyasını deşmeye de yeterlidir.


Meral Özçınar (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi)
Türk Sinemasının Satın Aldıkları ve Alamadıkları


Türk sinemasında kesin bir sayı verilememekle beraber, doğrudan parayı konu alan ellinin üzerinde film vardır. Tabii bunlara, doğrudan parayı konu almayan ancak parayı da önemli bir leit motif olarak taşıyan filmleri katmıyoruz. Bu filmlerin belirgin özelliği, çekildikleri dönemin zihniyetini, hayal dünyasını, zenginlik ve yoksulluk tasavvurlarını yansıtmasıdır. Aslında Türk sinema tarihi, parayı konu alan filmler özelinde tekrar incelendiğinde, Türk toplumsal yaşamı ile ilgili önemli ipuçları verir. Bu, başta Türk modernleşmesi olmak üzere, kapitalizminde gelişmesini, gelişememesini, halkın, sistemin gelişimine olan direncini gözler önüne serer. Zenginliğin toplumsal ve kültürel tarihteki anlamlandırılma ve yaşantılanma biçimleri ile bugün aldığı biçimler arasında yapılacak karşılaştırma aydınlatıcı olabilir.


Lale Kabadayı (Ege Üniversitesi)
Uylaşım Ve Farklılaşma: Film Türleri Ve Paranın Alegorik Sunumu


Bu çalışmada; geleneksel anlatı türleri trajedi, dram, melodram, komedinin yanında, aksiyon ve macera filmleri, politik film, müzikal gibi türlerdeki ürünlerde de; para, paranın sunumu, paranın şekil değiştirmesi, paranın “yerine konan” tarafından temsili, paranın insan yaşamı üzerindeki etkisi gibi konuların, ideolojik, kültürel, psikolojik, ikonografik yaklaşımların desteğiyle türsel özelliklerle bağlantılı olarak ele alınması hedeflenmektedir.


Nezih Orhon (Anadolu Üniversitesi)
Kısa Filmin Doğası ve Kısa Film Yapım-Yönetim Özellikleri


Kısa filmin farklı doğasının yanında yönetimine ve özellikle yapımına ilişkin yerleşik kuralların uygulandığını görürüz. Yaygın ticari sinemadan farklı olduğu düşünülen kısa filmin özellikle yapım teknikleri, bütçelendirme, sponsorluk ve en önemlisi para ile yasal konularda benzerlikler gösterdiği görülmektedir. Bu, Türkiye’deki örneklerde üzerinde ağırlıkla durulmayan boyuttur. Örneğin, kısa filmlerin birçoğunda müzik kullanılmasına rağmen telif ve haklar gibi yapıma ilişkin etkenler göz ardı edilmektedir. Yer alan açıklamalardan hareketle, bu çalışma kısa filmin kendisine özgün iç yapısı-doğası ile gelişmiş ülkelerdeki örneklerde görülen yapım tekniklerini bir arada ilişkilendirmeyi amaçlamaktadır.


Fetay Soykan (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi)
Yazılı ve Görsel Arşivlerin Sinemamızda Yarattığı Artı Değer ya da Eksikliğinden
Kaynaklanan “talihsizlik ve tarihsizlik “ Durumu


Yazının insanoğlunun yaşamına girmesiyle başlayan arşivcilik ülkemizde, çoğu kez ihmal edilen ya da bireysel çabalarla yaşayan bir alandır. Değeri hep yitirildikten sonra fark edilen arşivler sadece ait oldukları coğrafya için değil , küreselleşen dünya için tarihsel ve kültürel bir önem taşır. Yazılı kültürden görsel kültüre sıçrayan günümüz toplumu için geçmişin bu kültürel mirasını bilgisayar ve mikroçip teknolojisi ile değerlendirmek hiç de zor değildir.


Oktay Yalın (Maltepe Üniversitesi)
Sayısal Sinema ve Olası Etkileri


Bildiri; sayısal sistemlerin büyük dağıtım firmalarınca finanse edilmesi durumundabunun salon işletmeciliği üzerinde ne gibi etkileri olacağını, ulusal ve bağımsızyapımlara, laboratuarlara ve salonlara bu gelişmelerin nasıl yansıyabileceğiniirdelemektedir.
Sinema giderek bilişim teknolojisinin bir parçası haline mi dönüşüyor? Bir yandan busoruya cevap ararken diğer yandan da gerekli düzenlemeleri hızla yapmak zorundayız.


Zahit Atam (Yeni İnsan Yeni Sinema)
Krizler ve Yeşilçam


Türkiye’de sinema teknik yönden her zaman dışa bağımlı oldu; laboratuar işlemleri, ham film, teknik araçlar bakımından bu bağımlılık günümüzde de devam ediyor. Peki Türkiye’deki büyük iktisadi krizler ve devalüasyonlar düşünüldüğünde, 1958, 1972-75 ve 1989-91 sürecinde yaşanan sinemamızın büyük mali buhranlarına sinemamız ne yanıt verdi? Sinemamızdaki buhran tartışmaları ve Yeşilçam’ın tarihi gelenekleri açısından 1950’lilerden 1990’ların başında Yeşilçam’ın bitişine kadarki dönemde krizler ve Türk Sineması birlikte bir değerlendirmesini yaptığımızda neler görüyoruz, ne gibi sonuçlar çıkarabiliriz?


Serdar Karakaya (Muğla Üniversitesi)
Türk Sinemasında Yapım-Dağıtım-Gösterim Desteği Olarak Eurimages Etkileri


Bu çalışmada, başlangıcından bu yana üyesi olduğumuz Eurimages fonu, Türk sinemasının yapım-dağıtım-gösterim dinamiklerine ne tür etkide bulunmuştur? Destek alan filmlerle almayan filmlerin seyirci sayılarında ne gibi farklılaşmalar vardır? Destekleme, film yapımcısına bir sonraki süreçte nasıl bir motivasyon sağlamıştır? Üyeliğin getirdiği parasal yükümlülüklerin geri dönüşü ne olmuştur? (ne ödendi? ne alındı?) sorularına yanıt aranacaktır.


Tekin Özertem (Umut Sanat)
Türk Sinema Sektörünün Ekonomik Yapısı


Sinema sanatının varolabilmesi ve varlığını sürdürebilmesi, tüm diğersanat dallarından daha fazla bir ekonomik güç ve yatırımgerektirmektedir. Bunun nedeni de bir filmin yapımı için sadecesanatsal katkı ve katılımların yeterli olmaması; filmin izleyicilerlebuluşmasına kadar uzanan süreç içinde kullanılan malzeme, araç - gereçve mekanlar ile teknik elemanları ve hizmet sektörünü de kapsayanvazgeçilmesi mümkün olmayan gereksinimlerdir. Bu çalışmada ülkemizde sinema sektörünün çağdaş bir yapıya kavuşabilmesi ve ülke ekonomisine çok daha fazla katkı sağlayabilmesi için önerilerde blunulacaktır.


Zeynep Çetin Erus (Marmara Üniversitesi)
Türk Sinemasında Sponsorluk: Efes Pilsen Filmleri


Türk sineması seksenli yılları takiben salon bulmakta zorlanmış, finansman kaynaklarını kaybetmiştir. Bu dönemde film yapımı çeşitli kaynaklardan kısıtlı imkanların birleştirilmesi ile mümkün olmuştur. Çoklu finansman adı da verilen bu yapıda, özel şirketlerin sponsorluğu da önemli bir yer tutmuştur. Çalışmamızda bu şirketlerden en önemlisi olan Efes Pilsen’in sponsorluk faaliyetlerini inceliyoruz. Desteklenen filmlerin içeriklerini ve özelliklerini inceleyerek sponsor firmanın amaçlarını anlamaya çalışıyoruz. Firmanın ne ölçüde doğrudan reklam yapma çabasında olduğunu, ne ölçüde bir imaj oluşturma peşinde koştuğunu tartışıyoruz. Ayrıca Efes Pilsen’in sponsorluğunun daha geniş bir ölçekte Türk sinemasının özel şirket sponsorluğuna yaklaşımını nasıl etkilediğini ele alıyoruz.


Emrah Suat Onat (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi)
Sinema İle Parayı Bağlayan Köprü: Sinema Endüstrisi


Tüm iyi niyetli yaklaşımlara rağmen sistemin temel öğeleri olan prodüksiyon, dağıtım ve gösterim süreçlerine ait olguların yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. İçinde bulunduğumuz bu süreç, Türk Sinemasının endüstrileşmesi için erkendir. Böyle bir çaba, Türkiye’nin sanat sinemasını oluşturan, tüm küçük bütçeli filmlerin sonu anlamına gelmektedir. Türk sinema yapımcısı, dağıtımcısı ve nihayetinde izleyicisi genel olarak belirli bir profil ve zihniyete sahip olmadığı sürece, endüstrileşmeyi taklit üzerine yerleştiren bir modelleme başarılı olamayacaktır. Sağlıksız bir yapılanma dahilinde sinema sektöründe akan paranın yönü belirsiz olacak ve sonucunda “sinema” ile “para” kavramları birbiriyle düzensiz bir ilişki içine girecektir.